BEDEN DİLİ: HER YERDE…

 

Gerek sosyal yaşamda ve gerekse iş yaşamında beden dili çoğu zaman sözcüklerin önüne geçerek kendimiz ifade etmemizde belirleyici olmaktadır. İş görüşmelerinde, sunumlarda, evliliklerde, ailede, arkadaşlık ilişkilerinde kendimizi ifade etmemizde en büyük yardımcımızdır. Bazen kelimelerle dile getiremeyeceğimiz anlarda duygularımızı düşüncelerimizi bir jest ifade etmemizi sağlar.

 

İnsanın beden dilini kullanma biçimini ve temel beden duruş özelliğini bilmesi yalnızca çevredeki kişileri doğru değerlendirmesini değil, kişinin kendi hayatında çok temel değişikleri gerçekleştirmesini sağlar. İnsanlar büyük çoğunlukla içlerinden geldiği gibi davrandıklarını düşünürler. Oysa yakın zamanda yapılan araştırmalar, “İnsanlar hissettikleri gibi davranmaktan çok, davrandıkları gibi hissettiklerini” ortaya koymuştur.

 

Canı sıkılan bir insanın kaşları çatık, yüzü asık, omuzları düşük ve merkezi kapalıdır. Hepimiz sık sık sebepsiz bir can sıkıntısı yaşarız. Oysa çok kere kaşlarımızı çattığımız, yüzümüzü astığımız ve omuzlarımızı düşürüp, merkezimizi kapattığımız için canımızın sıkıldığını düşünmeyiz. İnsan hangi davranışını yansıtırsa, bir süre sonra beden kimyasında meydana gelen değişikler sebebiyle o yönde duygular yaşamaya başlar.

 

İki kişi arasındaki ilk etkileşim, iletişim sürecinin önemli bir belirleyicisidir. Beden dili, kullanılan kelimeler, giyim, içinde bulunduğu fiziksel ortam vs. etkiyi yaratan etkenlerdir. Bütün bu etkenlerin bileşkesi algılayan kişinin değerlerinde bir yer bularak yorumlanır. Algılayan kişisel özellikleri ve toplumsal normları ile kalıplaşmış olan yargılar, etkileşim verilerine bağlı olarak iletişimin ilk anında bir “karar” verdirir ve insan karşısındaki kişiye zihninde bir etiket yapıştırır. Bu karar olumlu veya olumsuz olabilir. “Duruşundan hiç hoşlanmadım”, “Bakışını sevmedim”, “Bir görüşte kanım ısındı”, İlk gördüğümde vuruldum”, “Ben onu gördüğüm an işe yaramaz olduğunu anlamıştım” gibi değerlendirmeler o kişi ile gelişecek iletişimin temelini oluşturur.

 

Beden dilimizi kullanarak verdiğimiz mesajlar insanlarla anlaşmamızda en temel araçtır. Yakın arkadaşlarımıza, eşimize, çocuklarımıza duruşumuz veya bakışımızla düşündüklerimizi hissettirmeye çalışırız. Büyük çoğunlukla onlar da bu mesajları alır, düşünce ve duygumuzu anlarlar. İletişim kurduğumuz kişilerle kültürümüzdeki ortak özellikler ne ölçüde fazlaysa birbirimizin beden dilini anlamamızda o kadar kolaylaşır. Bu nedenle kişinin yaşadığı en dar çevre olan aile içinde beden dili etkili biçimde yoğun olarak kullanılır. “Ne hissettiğimi, ne dediğimi anla” anlamına gelen jest ve mimiklerimiz yakın arkadaşlarımız, sevgilimiz, eşimiz özellikle de çocuklarımız olan iletişimimizde büyük yer tutar.

 

İş Yaşamında Beden Dili

 

Kendimizi ne kadar güçlü ifade edersek o kadar fazla anlaşılırız. Karşımızdakini ne kadar iyi anlarsak onunla o kadar iyi bir iletişim kurarız. Beden dili bize gerek kendi gerekse karşımızdakinin iç dünyasını anlamak konusunda da yardımcı olur. Çünkü düşünceler duyguları, duygular davranışları oluşturur. Davranışlarına bakarak bir insanın pozitif, negatif, iletişime açık ya da kapalı bir düşünce boyutunda olduğunu anlayabiliriz.

 

İş hayatı yaşamımızın önemli bir parçasıdır. Evlerimizden daha fazla zamanı iş yerlerimizde geçiriyoruz. İyi ilişkiler kuramadığımız ortamlarda kendimizi iyi hissetmeyiz. İş yerinde beden dili kullanımında ilişkiler mesafemize dikkat etmemizde yarar var. Bu şu anlama geliyor. Hepimizin görünmez sınırları vardır: Özel sınır, sosyal sınır, genel sınır gibi… İletişimde olduğumuz insanlara hangi mesafede yaklaşacağımıza dikkat etmemizde yarar var. Yani sınır ihlalleri hassas bir konudur. Buna bağlı olarak iletişimde olduğumuz kişilerle dokunarak konuşup konuşmama, gözlerine bakış süremiz de önemli sınırsal kurallardandır.

 

Hepimiz iletişim sırasında karşı tarafta yarattığımız, yaratacağımız etkinin sorumluluğunu almak durumundayızdır. İnsanlar takdir edilmeyi, değerli olduğunu hissetmeyi ve varlığının tanınmasını isterler. Bunlardan birini hissetmeyince iletişim zarar görür. Görüşmeler, toplantılar sırasında karşımızdaki insanı dinlememek, bakışlarını konuşan insanın dışındaki şeylere yönlendirmek, başka şeylerle ilgilenmek karşımızdaki insanın kendini değersiz hissetmesine neden olacaktır. Karşımızdaki konuşurken onu anladığımıza dair mimik ve jestlerle karşılık vermek karşımızdakine, konuşmasına verdiğimiz değeri ortaya koyar. Dinlemek ve onu destekleyen anlıyorum davranışları karşımızdakinin kendini rahat hissetmesini sağlar. Dinleme konumunda vücudun kendini kapamaması (kolların bağlanmaması) karşımızdakinin konuyu özgürce açıklamasında önemli bir mesajdır.

 

İlk izlenim 30 saniye ve 60 saniye arasında oluşur ve uzunca bir süre bizi temsil eder. Hepimiz ilk izlenimlerimizde bizi gerçekten ifade etmek, gerçek bizi ortaya koymak konusunda çok başarılı değilizdir. Aslında çok neşeli bir insanken görüşme öncesinde yaşadığımız tatsız bir olay (Trafik kazasından son anda kurtulma, yolda biriyle tartışma vb.) o andaki psikolojimizi etkiler ve biz de o tatsızlıkla; soğuk, donuk bir insan ortaya koyarız ve karşımızdaki bizi öyle algılar. Unutulmaması gereken unsur; ilk izlenimlerimizde karakterimizin en güçlü ve bizi ifade eden yönünü ortaya koymamızdır (Neşeli kişilik, sosyal kişilik, iyi bir dinleyici vb.). İlk görüşmede eğer bizi en güçlü ifade eden o birkaç özelliği ortaya koyarsak iyi bir görüşme başlatmış oluruz ve öyle algılanırız.

Topululuk önünde konuşmak birçok insanın kâbusudur. Fakat herkes iş hayatında bir gün bu kâbusu yaşamak zorunda kalacaktır. Topluluk karşısında konuşan insanlar karşısındakiler üzerinde iyi bir özgüven algısı yaratırlar. Ne söylediğimiz değil, nasıl söylediğimiz önemlidir. Her konuşmanın bilgi içeren bir yönü mutlaka vardır. Bilgi veren kişinin güven telkin etmeyen bir fizikselliğe, beden diline sahip olması dinleyicileri mutsuz eder. Beden dilinin %55 gibi güçlü bir etkisi vardır. En iyi şeyi en kötü şekilde sunuyor olmak bizi başarısız kılar.

 

İş Görüşmelerinde Beden Dili

 

Yapılan bir araştırmaya göre yüz-yüze görüşmelerde sözcükler %10’u, ses tonu, vurgu vs.. %30’u, beden dili ise %60’i oluşturmaktadır.

 

İş görüşmeleri sırasında kendimizi rakip sahadaymış gibi hissederiz. Bunun nedeni bilmediğimiz bir ortamda kendimizi gergin hissetmemizdir.

 

İnsanın kendisini çevresine ifade etmesinin temeli, göğüs merkezini açık olarak kullanmaktır. Göğsünüzü ve omuzlarınızı dikleştirin. Yüzünüzde hafif bir gülümse olsun. Kendinize güvenin ve içinizden sürekli bu işi başaracağınızı tekrarlayın.

 

Asıl işin görüşme odasına girdikten sonra başlayacağını unutmayın. Yetkilinin odasına girdikten sonra kesinlikle yapmanız gereken yetkili ile göz teması kurmak olsun. Bu sizin güveninizi ortaya koyacaktır. Eğer el sıkışma durumu varsa dikkat etmeniz gereken en önemli nokta, el sıkışmasının dengeli ve güvenli olmasıdır. Ellerin dik, avuçların bütünüyle kavraması gerekir. Böylece karşınızdaki kişiye varlığınızı hissettirmiş olursunuz. Tabii ki el sıkışırken asla ama asla gözlerinizi kaçırmamalısınız.

Eğer mülakatı ayakta yapacaksanız dikkat edeceğiniz nokta ellerinizin durumu olacaktır. Eğer ellerinizi önde kavuşturursanız karşınızdaki kişi için ezilme duygusu olacak, ellerinizi cebinize sokulması, göğüs hizasında kavuşturulması ise oldukça olumsuz mesajlar verecektir.

 

Eğer mülakat sırasında oturma durumundaysanız, dik olmak ve göğüs merkezinin açık olması gerekecektir. Oturma alanınızı belirleme şansı varsa sırtınızı boşluğa (kapı, pencere v.s.) gelmemesine dikkat edin. Sırtınızın boşlukta olması sizin kendinizi boşlukta hissetmenize sebep olabilir ya da her açılan kapıda geri dönüp bakmanız, rahatsız edici bir sahnenin oluşmasını sağlayabilir. Konuşma sırasında koltuğunuza çok kasıntı oturmayın. Konuşmanın gidişine göre bazen eğilerek talepkâr, bazen doğrularak güveninizi gösterin. Otururken kiminle ilgilenirseniz o kişiye dönersiniz ve ayaklarınız o kişiyi gösterir. Ayaklarınız yetkiliyi gösterir durumda olmalıdır.

 

Görüşme sonrasında görüşmenin sonucunu ne zaman öğrenebileceğinizi sorun. Görüşmeden ayrılırken size zaman ayırdıkları için teşekkür etmeyi sakın unutmayın. Sadece görüştüğünüz kişiyi değil aynı zamanda sekretere ve görüştüğünüz diğer kişilere de iyi günler dileyin. Sağlıklı iletişimi sağlıklı beyinler kurarlar. Karşınızdaki kişinin pozisyonu ne olursa olsun, küçümsemeden iletişimde bulunmaktan asla çekinmeyin. Görüşme sonunda, sonuç ne olursa olsun yine dik olarak son bir “güven bakışı” olmalıdır. Bu bakış karşınızdaki kişinin sizi ise aldığı için mutlu veya sizi ise almadığı için üzgün olacağı kendine güven bakışıdır.